Allah’ın Ayetlerinden Nasıl Yararlanıp Şifa Bulabiliriz?

1buyu

Bu çok önemli bir noktadır ve bu olmaksızın şifa gerçekleşmez. Kuran‟da sık sık kalbin ve organların işlediği amellerin hidayet ve dalalet sebebi olduğu tekrarlanır. Dolayısıyla kalbin ve organların amelleri sebebin musebbebini gerektirdiği şekilde hidayeti gerektirir. İyi ameller hidayet meyvesi verir. Bunlar arttıkça hidayet de artar. Kötü ameller ise bunun tam zıddına sebep olur. Bu durum Allah‟ın iyi amelleri sevip bunları hidayet ve kurtuluşla, mükafatlandırmasından, kötü amellerden hoşlanmayıp onları sapıklık
ve günahkarlıkla cezalandırmasındandır.

Bunun yanı sıra o kendisi berr‟dir ve birr Sihir‟den Korunma Ve Rukye İle Tedavisi (iyilik ve hayır) ehlini sever, onların kalplerini işledikleri nispetince kendisine yaklaştırır. Fucur ehlini sevmez ve işledikleri nispetince onların kalplerini kendisinden uzaklaştırır. Kul takvaya uygun hareket ettikçe, bir başka hidayete yükselir. Allah‟tan korkup sakınması arttıkça hidayeti artar. Takvadan payını elden kaçırdıkça, hidayetten payını da kaçırır. Dolayısıyla takva arttıkça hidayet artar, hidayet arttıkça takva artar. “Size Allah‟tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi. Allah onunla kendi rızasına uyanları selamet yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları dosdoğru yola iletir.” “Ey iman edenler, eğer Allah‟tan korkarsanız sizin için (hakla batılı ayıracağınız) bir Furkan kılar ve kötülüklerinizi örtüp sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.”
Allah onlara bu furkandan hakla batılı ayırt edebilecekleri bir nur, hakkı ikame edecekleri, batılı yıkacakları bir zafer ve izzet verir.
Şeytan ancak karanlıkta faaliyet gösterir. O karanlığı sever, karanlıkta yaşar.Onun kalbi karanlık ve ıssızdır. O aydınlıkta yaşayamadığına göre, ancak karanlık kalplerde yaşar. Biz Allah‟a yakınlaşmak için gerekli olan salahtan, iyilik ve ihsandan bahsederken bunu ruhi bir hastalığı olmayan normal insanları düşünerek söylüyoruz. Nazar gibi, sihir gibi bir sebepten dolayı ruhi hastalığı olan için bundan daha fazlası gerekmez mi? Öyleyse bu kimse Allah‟a yaklaşmak için normal bir insanın göstereceği çabadan kat kat fazlasına muhtaçtır. Zira o şeytanla savaş halindedir ve kendi kalbi karanlık iken ona karşı bir başkası yardımıyla, ilaçlar vs. yardımıyla ve hatta Kuran yardımıyla zafer kazanamaz. Evet, kalp gaflet içerisindeyken Kuran ayetlerinden fayda sağlanamaz.

Kuran‟ı haşyetsiz ve tefekkürsüz, yalnızca şeytanı kovmak için okuyan ondan fayda elde edemez. Eğer ruhsal bir hastalığı olan kimse Kuran‟ı sevgi, itaat, tefekkür, haşyet, şükür ve sabır üzere okursa ondan fayda elde eder.

Sabır ve Şükür:
Bu ikisi sahibinin ayetlerden faydalanmasını sağlar. Çünkü iman sabır ve şükür üzerinde yükselir. Onun yarısı sabır yarısı şükürdür. Kişinin iman gücü sabrı ve şükrü nispetincedir. Şükrün başı tevhid, sabrın başı ise hevanın çağırdıklarını terktir. Eğer hasta Kuran‟ı tefekkürle, huşu ile, iman ve sabır ile okuyacak olursa ve bunların yanında bir de tefsirini okursa, istediğinin olmaması için bir sebep kalmaz. “Allah iman edenleri dünya hayatında ve ahirette sağlam söz ile sabit kılar ve Allah zalimleri saptırır. Allah dilediğini yapar.”